Önce Silifkedeki Acar'dan başlamalıyım.Ekin 3 hafta boyunca kuzanleriyle Silifkede tatil yaptı geçen ay. Yazlıkların en güzel tarafı özgürce sokakta, dışarılarda akşama kadar oynamak ve arkadaşlıklardır.Ekin de orada kendine bir yaz aşkı bulmuş. Döndüğünde bize ballandıra ballandıra Acar anlattı. Anne bir görsen yüzü öyle güzel ki, offf bayılıyorum, çok tatlı Acar diye diye..Teyzesinden öğrendiğim kadarıyla Acar sitenin en cool tipi, saç baş, modifiye edilmiş bisiklet, davranışlar...Bizim cimcime de Acarı takmış kafasına, bütün sitede dolaşıp Acarın bisikletinden evini aramış. Sonra kuzenlerini de suç ortağı yapmış, gitmiş Acarın evine. Çıkmış yukarı, Acar yok. O da babasıyla tanışmış, hatta yemek yemiş. Kuzenlerini yanına katıp Acar peşinde dolaşmış:)İzmire geldi Acar unutuldu tabi. Okulda herkesin favorisi fırlama bir Joey var. Normalde Melissayla aşk yaşıyorlar ama Melissanın tatilde olmasını fırsat bilen Ekin bu sefer dilinden Joey düşürmemeye başladı. Joeyle ayakkabısı, diş fırçası ve tuttuğu takım aynıymış. Günde 10 fasıl Joey dinler olduk. Dişi, saçı, evi, kardeşi, babası, ayakkabısı...Bugün de son bomba geldi.Ada tatilden dönmüş, üstelik onun da dişi çıkmış Joey gibi ve Joey Adayı öpmüş!!! Benim zavallı ekinim de aşk acısı çekiyor, ağlamaklı anlatıyor bunu.Anne ben napıcam, Joey Adayı öptü, ben artık onu hiiiiç sevmicem, zaten yakında tatile gidecekler sonra da okullar açılacak bir daha görmicem onu. Görmek istemiyorum zaten...Biz tabi diyoruz arkadaşlar birbirini sever, öper...Ama o cinArkadaşlık değilmiş bu, onu seviyormuş.Ahh tatlı minik kuzucum benim....
inanılmazdısüperdibüyüleyiciydinefistibu gece...bugün googleın logosundan, arkadaşımdan gelen linkten ve okuduğumuz haberlerden sonra gece meteor yağmurunu seyretmeye karar verdik selin saraçlaonların evi seferihisarda, ışıksız biyerlerdedolayısıyla seyir için uygun ortambiz de ekinle kalkıp gittik selinlereekin çok meraklı uzaya, yanardağlara, hayvanlara, denize, herşeye, 5 yaşındaki bir çocuğun olması gerektiği gibitübitakın 7 yaş civarı çocuklar için çıkardığı kitap serisinden ben de ekinle beraber çok şey öğreniyorum, bu gece meteor yağmuru olcuğunu öğrenince ekin de çok heyecanlandı ama dışarıdan seyretmeyelim üstümüze düşer diyerek korkaklığını döktü yine ortalara:)zavallım seyredemeden uykuya yenik düştü üstelik:(yıldızları, uzayı, gökyüzünü, bulutları, ayı her zaman sevdimözellikle dolunay beni hep büyüledihayalim hep açıkhavada yazın bir çadırda sabahlamak, sabaha kadar yıldızları seyretmek, oralarda kaybolmaktıkısmen de olsa gerçekleştihem de inanılmazından, muhteşeminden...hayatımın bu en özel anlarını selinle paylaştım:)evleri denizin kenarında, medeniyetten uzakta, ağustos böceklerinin müziği eşliğinde, doğayla seviştiğiniz bir yerde...nefisssinsan her akşam tatile gidiyor sankitabi bu sessizlik, ışıksızlık bize yıldız yağmurunu izleme imkanını sunuyorselinin annesi evin en üst kattaki terasına bir yatak, yastık ve battaniye getirdiağustosta insan izmirde tir tir titrer mi?ben meteorların heyecanından sanıyordum:) meğer donmuşumbattaniyenin altına girince anladım:)yattık sırtüstü, taktık kulaklıklarımızı, paylaştık müziğimiz, gökyüzünü ve sessizliği...sonra...önceleri kaydı sandığımız yıldızlar numaraymışöyle bir yıldız kaydı ki....sanırım bu kadarını şehrin en ışıklı yerindeki insan bile görmüştürinanamadımbelki daha önce görenler benim kadar şaşırmazlarama ben....gerçekten heyecanlandıminanamadımnefisti, bayıldımmmve 1.5 saat içinde yaklaşık 20 tane gerçekten büyük, havai fişek gibi kayan yıldızlar gördüm:)ve bunu eğlenceli, komik, sevgili arkadaşım selinle bir yastıkta, bir battaniyede, bir kulaklıktaki güzel müzikle paylaştım:)ağustos ayı boyunca devam edecekmiş aslında bu festivalama dolunay yüzünden göremiyormuşuz yeterinceen güzel görüneceği zaman da 11 ve 12 si geceleriymişama ben derim kialın sevdiklerinizi yanınızainsan olur, müzik olur, hayvan olur,sevgili olur...güzel bir şölen yaşatın kendinizedileyin dileğinizirüyalara dalın...kendimi şanslı hissettiğim gibisiz de şanslı olunnefis gösteriyi ucundan da olsa kaçırmayıninsanın kendisini bu kadar aciz, küçük hissettiği, ama bu kadar doyum yaşadığı başka anlar var mıdır acabaseyredin, hissedin, doyun....
Ne zamandır ismimin anlaınını açıklamaktan usandım
usanmadım da.... yetti belki
babam bu şiirden etkilenip koymuş ismimi
ona çok teşekkür ediyorum
gururla taşıyorum adımı...
MEHLIKA SULTAN
Mehlika Sultan'a asik yedi genç
Gece sehrin kapisindan çikti:
Mehlika Sultan'a asik yedi genç
Kara sevdali birer asikti.
Bir hayalet gibi dünya güzeli
Girdiginden beri rü'yalarina;
Hepsi meshur, o muamma güzeli
Gittiler görmeye Kaf daglarina.
Hepsi, sirtinda aba, günlerce
Gittiler içleri hicranla dolu;
Her günün ufkunu sardikça gece Dediler:
''Belki bu son aksamdir''
Bu emel gurbetinin yoktur ucu;
Daima yollar uzar, kalp üzülür:
Ömrü oldukça yürür her yolcu,
Varmadan menzile bir yerde ölür.
Mehlika'nin kara sevdalilari
Vardilar cikrigi yok bir kuyuya,
Mehlika'nin kara sevdalilari
Baktilar korkulu gözlerle suya.
Gördüler: ''Aynada bir gizli cihan..
Ufku çepçevre ölüm servileri.....
''Sandilar dogdu içinden bir an,
uzun gözlu, uzun saçli peri.
Bu hazin yolcularin en küçügü
Bir zaman bakti o viran kuyuya.
Ve neden sonra gümüs bir yüzügü
Parmagindan siyirip atti suya.
Su çekilmis gibi rü'ya oldu!..
Erdiler yolculugun son demine;
Bir hayal alemi peyda oldu
Göçtüler hep o hayal alemine.
Mehlika Sultan'a asik yedi genç
Seneler geçti, henüz gelmediler;
Mehlika Sultan'a asik yedi genç
Oradan gelmeyecekmis dediler!..
Yahya Kemal Beyatli
Teşekkürler Selincim mavi beyaz samostan bize estirdiğin rüzgarlar için...
























Bu sefer ben çekmedim bu fotoğraflarıSamosa giden Selin ilk defa bloguma konuk olarak katılan insan oluyor:) Gezdiğini, gördüğünü, yaşadığını bizimle paylaşacak herkese kapı açık.Şimdi Selinin yaz tembelliğinden, citta slow ortamından kurtulup samosu bize anlatmasını bekleme zamanı...Gezmek olunca bir dakika durmam ama sıra yazmaya gelince evet cok bahaneler sıraladım, cok erteledim, ama Mehlika fotoğrafları koyunca yazmam gerek artık dedim..
Bundan bir kaç ay önce İzmir' e yerleşmeye karar veren ve denizin, şehirdeki suyun anlamını çok iyi bilen bir Ankaralı olarak, İzmirlilerin aksine her fırsatta küçük geziler ayarlayıp kaçıyorum bi yerlere..Samos da bu gezilerden biri, gitmek isteyenler için yararlı bir kaç bilgiden sonra, Samosun büyüleyici sokaklarını, turkuaz rengi denizini uzun uzun anlatacağım,
Kuşadası limanında yer alan Reina turdan 35 euro gidiş dönüş bileti alarak Samos'a ulaşabilirsiniz, yeşil pasaporta da vize isteniyor!!!
Kuşadası Limanı hareket : 08:30 - Samos varış : 10:00
Samos Limanı hareket : 17:00 - Kuşadası varış : 18:30
Eğer araba kiralanırsa, 1 günde rahatlıkla her yer yeri gezbilirsiniz adada. Adada mutlaka görülmesi gereken yerleşimler: Kokkari pythagoras samos
Tekne ile Samos'un merkezine ulaştıktan sonra benim önerim vakit kaybetmeden, Kokkari' ye gidilmesi, Yunanistan denilince akla gelen bembeyaz evler, mavi boyalı pencere ve panjurların en sevimli örneklerini burda görebilirsiniz.. el işi satan küçük dükkanları, rengarenk sandalyeli cafeleri gezerken, Kokkari'nin daracık ara sokaklarında kaybolmamanız olanaksız..Ama o turkuaz rengi deniz aralardan size göz kırpıp yol gösteriyor, yol göstermekle de kalmıyor, sizi davet ediyor..Bu davete hayır demek mümkün değil tabii, bu yüzden hazırlıklı gidip mayolarınızı içinize giymeniz en iyisi, çünkü soyunma kabini yok sahilde, cafelerin tuvaletleri kullanılıyor, duş şezlong, şemsiye için de 5 euro alıyorlar..
Araba kiralanırsa, denizden sonra, hemen pythagoras' a hareket etmenizi öneriririm,
Biz araba kiralamadığımız için, dönüş saatine yetişemeyiz diye, pythagoras' a gitmeye cesaret edemedik, bu nedenle pythagoras hakkında sadece teorik bilgiler verbileceğim, ancak Kokkari dönüşü bindiğimiz taksi şöförü ( kokkari-samos taksi : 10 euro, otobüs 1.40 euro - 15 dk. sürüyor Pazar günleri çok sık otobüs bulunmuyor) pythagoras'ın da en az Kokkari kadar güsel bir yer olduğunu söyledi, Samos' un merkezinde yapacak pek bir şey bulamayacağımı da ekledi ve haklı çıktı, Pazar günü olması nedeniyle her yer kapalıydı ve açık olan dükkanlar da tamamen turistik eşyalar satan mağazalardı, fakat turistik bi yer olmasından dolayı tüm yunanistanın aksine pythagoras' ta tüm mağazalar açıkmış..
Pythagoras, antik kalıntıların oldugu daha da önemlisi a²+ b² = c² teoremini bulan Pisagor'un memleketiymiş, ben gitmeden önce araştırma yaparken Pisagorun hayatını okudum çok enteresan bir hikaye zaman bulursanız bir göz atın derim, bir de Samos' un her yerinde sarmısak dövdüğümüz havana benzer bir bardak görebilirsiniz, bu bardğı Pisagor herkese eşit miktarda şarap dağıtılması için icat etmiş, bardağın içindeki çizgiyi aştığınızda içindeki sıvı dökülüyor :))
Yunanlıların siestaları bitmeden, Samos'un merkezine dönüp tekneye biniyoruz, 1.5 saat sonunda yine Kuşadasındayız, burda hayat capcanlı, sokaklar kalabalık, herkes 24 saat uyanık,
insan düşünmeden edemiyor karşı karşıya bakan ve bu kadar benzeyen iki milletin, bu farkı nerden kaynaklanıyor diye, acaba bu telaş kimden miras kaldı bize?? hala dur durak bilmeden çalışıyoruz, ama neyse ki azıcık da olsa haftasonlarımız var, İzmir gibi de güzel şehirlerimiz var yaşamayı, eğlenmeyi bilen :))