19 Şubat 2012 Pazar

beyaz evimmm

Tam olarak yaşamak istediğim ev
Bir ev dergilerden fırlamış gibi olmamalı, saray yavrusu gibi olmamalı, parıltılı, yansımalı, şıkır şıkır olmamalı, uyumsuz olmamalı, fazla karışık, fazla kalabalık, fazla renkli olmamalı,dinlendirmeli, huzur buldurmalı, sakinleştirmeli, güvende hissettirmeli, yaşatmalı hayatı...

5 Şubat 2012 Pazar

hayattayım

itiraf ediyorum blogumun tembeliyim!
Yazmayı bu kadar seven bir insanın  bunca süre yazmaması çok ayıp, ama geçerli olmasını umduğum nedenlerim çok:)
Herşeyden önce artık eskisi gibi gezemiyorum, yazacak, paylaşacak fazla bir şeyim yok
Ayrıca uzun süredir işin içinde o kadar boğulmuş durumdayım ki, sadece stres, zamansızlık şikayetleri ve bir miktar da heyecan paylaşabilirdim
Fakat biliyorum ki burası benim tatil bölgem, sığınağım, keyif yerim. Artık daha çok zaman ayıracağım, söz:)
Bir süre önce kurduğum işim tüm hayatım oldu aslında, ama gecelere kadar çalışmanın bu kadar zevkli olduğunu söyleseler inanmazdım. İşimin heyecanı, aldığım güzel geri dönüşler, insanların güveni, sevilmek, takdir edilmek, beğenilmek, ama herşeyden önemlisi huzur...
Tasarım, yetenek ve zekanın, çalışma ve eğitimin bütünüyle sonuçlanan bir olgu. Bir süredir beni çok rahatsız eden bir durumun içerisindeyim aslında. Ya İzmirde herşeyde olduğu gibi insanlar hayatı ve değerleri hafife alıyorlar, ya da ben uzağım ve farketmiyorum ama TASARIM ve TASARIMCI kelimeleri artık çok ucuz, herkesin dilinde, herkesin elinde...3 günlük kursa giden de tasarımcı, hiçbir eğitim almadan dekorasyon yapmaya çalışan mahalle dekoratörü de tasarımcı, hatta mimar. Öyle güzel, öyle değerli, öyle beğenilen bir mesleğim var ki. Ama malesef herkes sahiplenmeye çalışıyor..
Ara ara bu konudan çok rahatsızlık duysam da gerçek değerlerin ve gerçek eğitimin her zaman kazanacağının bilinciyle kendimi rahatlatıyorum.
Sonuç olarak İzmirin bu değersizlik yargısı bir taraftan görünüşte mesleğimiz baltalarken aslında bizim değerimizi daha net ortaya koymamızı sağlıyor. Anlayabilene...
Şimdi bu konuyu bir kenara bırakıyor ve yakın gelecek planlarımı buradan paylaşıyorum ki, kendime verdiğim sözü tutma zorunluluğum oluşsun.
Ben bir yaz insanı, deniz insanı, güneş insanı olduğum için bütün kışı deliler gibi çalışarak geçirmekten hiç gocunmuyorum. Çünkü kışın yapılacak hiçbir şey bulamıyorum, zevk almıyorum.
Ama yaz geldiğinde kendime ve kızıma, aileme, arkadaşlarıma daha çok vakit ayırabilmek için elimden geleni yapacağım. Bu yaz İzmir dışına burnumu çıkaracağım ve çok özlediğim Bozcaadaya gideceğim tatile. Ondan sonraki gidilecek yer ise ne zamandır sprogramıma alamadığım Barcelona ve Ekinle birlikte tekrar Paris.
Size Parisin ikinci yüzü (çocuklu) ve Barcelona i,zlenimlerimi en kısa sürede paylaşım sözümü veriyorum ve tembelliğime devam etmek için bir süre daha yokoluyorum.

24 Eylül 2010 Cuma

Türk Olmak

Türkiye'nin ABD Seattle Fahri Konsolosu olan Sayın J. F. Gökçen'in "Türk olmak nasıl bir duygudur?" konulu yazısı…Her ne kadar malesef artık bazı yerleri inandırıcı olmasa da yazının;


Türk Olmak…
Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak, Osmanlı'nın borcunu ödemektir.

Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.

Kosova'da ve Bosna'da, Batı Trakya'da ve Makedonya'da bilmem kaç asır geçmişte kalan meselelerin hesabını vermektir.

Türk olmak;

-Kıbrıs'ta,

-Hocali'da,

-Anadolu'da ve Balkanlar'da soykırıma uğrayıp

-karşılığında yapmadığın soykırımla suclanmaktır.

Türk olmak;

-faşist olmaktır,

-vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…

-demokrat ve cağdaş olmaktır,

-vatanına, milletine, tarihine sövüldüğünde…

Türk olmak lisanının Avrupa'da yasaklanmasıdır ve

yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.

Avrupa'da hor görülmek Türk olmaktır,

-ataların bir çok asır önce Viyana'yi kuşattiği için ve hoş görülmemektir

- Tabii ki - sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana'yı yakmadığın için.

Türk olmak;

-Selanik'te Pontus Anıtı'nın,

-Viyana'da çiğnenen yeniçeri minberinin ve

-Malta'da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir.

-Üç kıtadan dönüp,

-bir küçükyarımadada misafir muamelesi görmektir.

-Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk olmaktır.

Türk olmak;

-Arabaya koşulan ilk atın vatanında,

-İlk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta,

-yazının bulunduğu,

-paranın icat edildiği

-her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta,

-kalkınmak icin yabancı sermaye beklemektir
Türk olmak;

-Truva'dan bu yana,

-Sümer'den bu yana serpilerek gelse de,

-tarihten eski bu topraklarda,

-bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen,

-bir haftalık hafiza ile yaşamaktır.

-Doğu Roma'yı da

-Batı Roma'yı da yıkıp,

-yeni Roma olan AB'ye girmeye calışmaktır, Türk olmak.
Türk olmak;

-Mostar'da köprüdür,

-Kerkük'te kaledir,

-İstanbul'da Kızkulesi'dir,

-Anadolu'da buğdaydır,

-Çukurova'da pamuktur,

-Ege'de tütün,
-Karadeniz'de fındık,

-Trakya'da ayçiçeğidir.

Türk olmak;

-Çanakkale'de ölmektir.

-Çanakkale'de ölmeden önce düşmana su vermektir,

-onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.

-Düşmanın ardından rahmet okumak,

-kanlısından helallik almaktır.

-Sabahları odana rahmet dolsun diye, cami açmaktır.

-Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir.

-Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır.

-Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

Türk olmak;

-harap bir ülkede,

-zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip,

-tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile,

-paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen,

-yedi düvele meydan okumaktır.
Türk olmak;

-askere davul-zurna ile uğurlanmaktır,

-belki de dönmeyeceğini bilerek

Türk olmak;

-annenin, şehit oğlunun ardından; 'Bir oğlum daha olsun, onu da vatan icin göndereceğim.' demesidir.

-Babanin gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken
'Vatan sağolsun!' demesidir.

Türk olmak;
'Türk çayında radyasyon olmaz!' yalanları ile,
-'Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz!' dolanları ile yaşamaktır.

Her hükümetin

-enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.
Türk olmak;

-ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir.

-Ayni nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.

-Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.
Türk olmak;
-Evindeki bir kap aşın yarısını Tanrı misafirine vermektir.
-Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

Türk olmak;

-milli maçta ağlamaktır.

-Ayhan Işık'a, Belgin Doruk'a aşık olmaktır.

Türk olmak;

-aşkını ölesiye sevmektir.

-Aşkı icin ölmektir,

-öldürmektir.

-Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.

En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir.

Eşkiyaya türkü yakmaktır, Türk olmak.

Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.

Türk olmak;
-Yunus'u bilmektir,
-Aşık Veysel'i sevmektir.

-Mevlana'yi, Haci Bektaş-i Veli'yi ve Hoca Yesevî'yi
-tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.
Türk olmak;

-saz çaldığında,

-ney üflendiğinde,

-kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında,

-yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir,

-bir de Yemen Türküsü'nde...

-Hayatın sana verdiklerine 'Nasip',

-vermediklerine 'Kısmet'demektir.

-Her işin 'Hayırlısına'inanmaktır ve

-ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.
Türk olmak;
-Asya'da batılı,

-Avrupa'da doğulu diye tepki görmektir.

Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradan'dan ötürü sevmektir.

-Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da,
-silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.
Türk olmak;

-mahalle maçı için ayni saatte,

-on kişi buluşamazken,
-milyon kişinin bir araya gelmesidir.
-Tavla oynarken bile kavga ederken,

-milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.
Türk olmak;

-buhran zamanında Arjantin'de de mağazalar yağmalanırken,

-daha ağır buhranda sıraya girerek,

-sorumlusuna en ağır cezayi tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.
Türk olmak;

-en zayif gününde bile dünyaya meydan okumak,

-en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek

-tevekkül göstermektir.
Zor iştir Türk olmak. Türk olmak;

-Anadolu'da her düşen yağmur damlasına hamdetmek,

-her çıkan başak için şükretmektir.

Türk olmak ;medeniyetler mezarlığı Anadolu'da dik durabilmektir

26 Ağustos 2010 Perşembe

kendime öğüt...

Uslanma hiç hep deli kal
Büyüme sakın çocuk kal
Es deli deli böyle kal
Son harmanında sevdanın
Tüken toz toz savrula kal
Suçüstü bulmalı ölüm
Ölürken de sevdalı kal ...
(Teşekkürler Aziz Nesin)

15 Mart 2010 Pazartesi