9 Şubat 2008 Cumartesi
Ballarat
Ballarat Australiaya ilk kez Avrupadan getirilen mahkumların ilk yerleştiği, altın aradıkları yermiş. Hala ilk günkü haliyle korunan ve restore edilen kasabada gönüllü çalışan kostüm giyen insanlar orayı hala o zamanlarda yaşanıyor havasına sokuyorlar.Hala akan suda altın arayabiliyorsunuz, eski dükkanlardan alışveriş yapabiliyorsunuz, eğer altın bulursanız sizin oluyor. Geçen sene bir kadın yumruk büyüklüğünde bir altın bulmuş eğer yanlış hatırlamıyorsam. biz de aradık ama sarı taş dışında bişey bulamadık:)
Bir de müzesi var, herşeyi maketlerle ve sesli heykellerle canlandırmışlar. Gemiyle geldikleri andan, altın madenlerine, yaşamlarına kadar. Çok keyifli, çok nostaljik bir yerdi.

Bir de müzesi var, herşeyi maketlerle ve sesli heykellerle canlandırmışlar. Gemiyle geldikleri andan, altın madenlerine, yaşamlarına kadar. Çok keyifli, çok nostaljik bir yerdi.
kürkçü dükkanına döndük yine:)
Uzuuun bir zaman yazmamışım,
Yazacak birşey olmadığından değil, vakitsizlikten yazamadım bu sefer.
Çoook şey oldu bir ayda.
Melbourneda dönüş tarihimiz yaklaştıkça geziş hızımız da arttı. Gittiğim hafta kendime araştırıp bir gezilecek görülecek yerler listesi hazırlamıştım.
İki yer hariç listem tamamlandı.
Biri Philip Island dı, penguenleri doğal ortamlarında görmeye gidecektik, ama gece 12 ye kadar bekliyormuşuz, çok uzak bir noktaya gelip hemen suya atlıyorlarmış, sen de öylece kalıyormuşsun, bu muydu diyerek. Vazgeçtim ondan hem Ekinle o saate kadar soğukta beklememiz zor olacak diye, hem de göreceğimiz penguenler imparator penguen değil, küçüklerinden, onu da hayvanat bahçesinde doya doya gördük diye.
İkinci göremediğim yer de Botanic Garden. Oraya gideceğimiz gün Science Workse gidip oradan Botanic Gardena geçecektik, ama son anda planımızı değiştirip deniz kenarında başka bir gardena gittik, oraya sonra gideriz diye, sonra da kaldı, ama sanırım çok büyük bir eksiklik olmadı bizim için.
Ennn kötüsü Australian Open zamanı orada olup maça gidememek oldu. Çünkü central korttaki biletler aylar önce tükenmişti, yine de açık kortlara gidip diğer maçları bari görelim haftasonu dedik, ancak eniştem dönüş biletimizi o kadar erkene değiştirmiş ki, bize kalan tek ve son haftasonunda da Sydneye gitmeye karar verdik. Bu sayede çok büyük bir fırsatı kaçırmış oldum.
Ekin, babası ve halamla eniştem dayanamadılar daha fazla kalmaya orada, bu yüzden bir kaç hafta erken döndük, ama herkes için daha iyi oldu böylesi.
Başkasının evinde Ekin gibi bir çocukla kalmak cesaret ve süper iyi kuzenler isterdi.
Bende de ikisi de vardı neyse ki.
Sonuçta süper bir gezi, muhteşem bir deneyim ve harika anılarla döndüm. Çok çok güzeldi herşey.
Canım cuzime, küçük cuzilere, halamlara binlerce teşekkürler.
Şimdi sırada fotolar...
Yazacak birşey olmadığından değil, vakitsizlikten yazamadım bu sefer.
Çoook şey oldu bir ayda.
Melbourneda dönüş tarihimiz yaklaştıkça geziş hızımız da arttı. Gittiğim hafta kendime araştırıp bir gezilecek görülecek yerler listesi hazırlamıştım.
İki yer hariç listem tamamlandı.
Biri Philip Island dı, penguenleri doğal ortamlarında görmeye gidecektik, ama gece 12 ye kadar bekliyormuşuz, çok uzak bir noktaya gelip hemen suya atlıyorlarmış, sen de öylece kalıyormuşsun, bu muydu diyerek. Vazgeçtim ondan hem Ekinle o saate kadar soğukta beklememiz zor olacak diye, hem de göreceğimiz penguenler imparator penguen değil, küçüklerinden, onu da hayvanat bahçesinde doya doya gördük diye.
İkinci göremediğim yer de Botanic Garden. Oraya gideceğimiz gün Science Workse gidip oradan Botanic Gardena geçecektik, ama son anda planımızı değiştirip deniz kenarında başka bir gardena gittik, oraya sonra gideriz diye, sonra da kaldı, ama sanırım çok büyük bir eksiklik olmadı bizim için.
Ennn kötüsü Australian Open zamanı orada olup maça gidememek oldu. Çünkü central korttaki biletler aylar önce tükenmişti, yine de açık kortlara gidip diğer maçları bari görelim haftasonu dedik, ancak eniştem dönüş biletimizi o kadar erkene değiştirmiş ki, bize kalan tek ve son haftasonunda da Sydneye gitmeye karar verdik. Bu sayede çok büyük bir fırsatı kaçırmış oldum.
Ekin, babası ve halamla eniştem dayanamadılar daha fazla kalmaya orada, bu yüzden bir kaç hafta erken döndük, ama herkes için daha iyi oldu böylesi.
Başkasının evinde Ekin gibi bir çocukla kalmak cesaret ve süper iyi kuzenler isterdi.
Bende de ikisi de vardı neyse ki.
Sonuçta süper bir gezi, muhteşem bir deneyim ve harika anılarla döndüm. Çok çok güzeldi herşey.
Canım cuzime, küçük cuzilere, halamlara binlerce teşekkürler.
Şimdi sırada fotolar...
11 Ocak 2008 Cuma
8 Ocak 2008 Salı
Melbourne Museum
Muhteşem bir yerdi
Her zamanki gibi başlarda rahat rahat gezdik, zamanımız azaldığı için son kısımlarda koşturduk.
Dinazorlar süperdi,
Hayvanlar süperdi,Böcekler süperdi.
İnsan oluşumunu ve doğumu anlatan kısım da çok etkileyiciydi ve Ekine hiç bir uğraş vermeden herşeyi anlatmış, göstermiş olduğum için de süperdi.
Ekin bir kaç gündür müzede gece hayvanların canlandığı bir film var onu izliyordu. O yüzden müzeye gitmek için can atıyordu. Gerçekten de beklediği gibi oldu ama ikide bir sorup durdu:
Anne dinazorlar canlanacak mı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)